Dünyadaki yerimizi bulmak -Deniz AĞGÜL GÜLER Kadınlar ve İş Dünyası
Tem 16


Telefon mülakatlarında dikkat edilecekler
Merhaba, detaylı telefon mülakatları gerçekleştirdiğim için pek fazla şaşırtıcı adaylarla karşılaşmıyorum mülakatlarda. O yüzden şimdilik telefon mülakatları esnasında aldığım cevaplarla ilgili yorum yapacağım.

- Öncelikle, eğer başvurduğunuz bir ilan üzerine aranıyorsanız lütfen ” iş aramıyorum ” demeyin nezaketen de olsa.Ya da hiç başvurmayın.

- Eski kız arkadaşınızın telefonunun özgeçmişinizde acil durumlarda aranacak kişi olmadığından emin olun.

- Cep telefonunuzda karşı tarafa dinlettiğiniz müziğin düzgün bir müzik olmasına dikkat edin. (Hatta bence böyle bir girişimde hiç bulunmayın).

- Eğer o an müsait değilseniz kesinlikle belirtin. Sağlıklı cevaplar verebilmeniz çok önemlidir. Telefon mülakatlarını sakin bir şekilde gerçekleştirin.

- Son olarak telefon mülakatlarını önemseyin.
——————————————————————————–
İçi rahat bir İK’cıyım

Merhaba, şu an çalışıyorum ve çalıştığım halde maddi tatminsizlikler yüzünden iş arama sürecim devam etmekte. Benim hikayem görüşmeye gittiğim, piyasaya yeni yeni girmeye başlamış bir yemek kartı firması ile ilgili.

İki büyük firmanın Türkiye genelindeki satış destek ekibini kurmaktan ve onların takibini yapmakta olan bir firmada insan kaynakları sorumlusuyum. Burada yazısı yayımlanmış arkadaşların İK işini yapıyor olmama rağmen birçoğunun İK’cılar hakkındaki düşüncelerine de katılıyorum.

Neyse konuya geleyim, beni iş görüşmesi için çağırdıklarında başvuru yaptığım iki pozisyondan birisi olduğunu düşünerek başvuru yaptığım hangi pozisyon için geri dönüş yapıldığını sordum. Beni arayan arkadaşın İK departmanında çalışmadığını bu yüzden hangi pozisyon için çağırıldığımı bilmediğini ve sekreter olarak görev yaptığını öğrendiğimde işin doğrusunu söylemek gerekirse biraz şaşırdım. Çünkü ben görüşmeye çağırdığım personellerimin hepsinin tek tek arayarak kendim konuşurum. Ama yoğun olduklarını düşünerek bir seferliğine üzerinde pek fazla durmadım işin doğrusunu söylemek gerekirse. Ve ertesi gün istenilen saatte firmada hazır bulundum. Elime bir başvuru formu tutuşturulup doldurmam istendi. Formu doldurup beklemeye başladım. Yaklaşık 30 dakika bekledikten sonra görüşme için İK departman müdürü ile görüşmeye alındım. (Gerçi departman müdürünün tek personeli yine kendisinin olduğunu öğrendiğimde gülmemek için kendimi zor tuttum:).

Hanımefendiyle görüşürken beni başvuru yapmadığım satış ekibinin bir parçası olmam için çağırdıklarını öğrendiğimde ise bu departmana başvuru yapmadığımı, en azından elindeki özgeçmişimi ve tercih ettiğim pozisyonları incelerse ne için başvuru yaptığımı görebileceğimi uygun bir dille söyledim. Çok şaşırdı ve birdenbire sinirlendi. Kendisiyle aynı işi yaptığımı söyleyince; “Ne yani bana işimi mi öğreteceksin?” diye bir cevap verdi. Böyle bir niyetimin olmadığını anlatmaya çalışırken hasbelkader görüşme yaptığımız odaya yönetim kurulu başkanları girdi. Özgeçmişimi eline alıp ne için başvuru yaptığıma bakıyordu. İK müdürü kendileriyle satış ekibimiz için görüşüyorum dediğinde adamcağız şaşkın şaşkın kadının suratına baktı ve kendisiyle kısa bir görüşme yapmak istediğini söyledi.

Hanımefendi kendisini beklemememi ve görüşmenin bittiğini tam söyleyecekti ki yönetim kurulu başkanları görüşmemin bitmediğini kendisinin de benimle görüşmek istediğini söyledi.

Yaklaşık 5 dakika bekledikten sonra hanımefendi yüzü gözü sinirden kızarmış bir şekilde beklediğim odaya geldi ve sinirli bir ses tonuyla “….. Bey sizinle görüşecek, lütfen beni takip edin” deyip, yönetim kurulu başkanlarının odasına götürdü.

Beyefendiyle yaklaşık 1 saat boyunca sohbet havasında bir iş görüşmesi yaptıktan sonra, kendisine asistan aradığını aldığı cevaplar karşısında memnun olduğunu fakat İngilizce bilmediğim için beni kabul edemeyeceğini söyledi.

Önce üzüldüm, sadece İngilizce bilmemem mi işe alınmama sebebim diye sorduğumda cevabın gerçekten evet olduğuna beni inandırdı.

Hala memnun olmadığım bir maaşa aynı şirketimde çalışıyorum:)

Yine de bu tarz İK’cılara karşı savaşıyorum. Kendimin böyle bir İK sorumlusu olduğunu bilmek de en azından geceleri yastığıma başımı koyduğumda benim rahat bir uyku çekmemi sağlıyor…
——————————————————————————–
İK yetkilileri adaylarda ne arıyor?

Yenibiriş her sabah elimin kendiliğinden gittiği alışkanlığım haline geldi. Özel sektörde genel müdür seviyesinde üst düzey yöneticiyim. Daha önce de bir kere mail atmıştım. Bu sabah da dayanamayıp yazıyorum. Uzun süredir ortak bir şikayet görüyorum İK yetkilileri hakkında.

Arkadaşlar ben de cebimde para yokken para bulup görüşmelere gittim ve olumsuz cevaplar alıp defalarca geri döndüm. Eksiği yanlışı önce ben de İK yetkililerinde aradım. Ama zaman geçip olgunlaştıkça, birtakım gerçekleri daha iyi kavramayı ve daha gerçekçi bakmayı öğrendim. “Hata bendeydi” cümlesini söyleyebiliyordum artık.

Peki, hatam neydi?

Özgeçmişim iddialıydı, kendime güvenim de tamdı. Ama görüşme günü İK yetkilisinin özgeçmişimdeki bilgileri teyit ederken asıl aradığı değerin KENDİNE GERÇEKTEN GÜVENEN biri mi yoksa özgeçmişimdeki görüntü mü olduğu, iletişiminde görsel olarak güven veriyor mu, vücut dilini nasıl kullanıyor gibi, alt ama çok değerli kriterler olduğunu anladım.

Bir İK yetkilisi size bakarken FİRMAMIZIN KİMLİĞİ ile görünümünüz örtüşüyor mu resmini aradığını anlamakta artık zorlanmıyorum. Sizi ilk önce başvurduğunuz pozisyona zaten oturtuyorlar kafalarında ve görsel olarak örtüşmediğinize inanıyorlarsa bunu size KIRMAMAK ADINA özellikleriniz yetersiz ve benzeri farklı gerekçeler ile açıklıyorlar.

Seçilmeyen olarak geri dönerken acaba seçtikleri personel nasıl biri diye devamını getirip araştırma fırsatınız olursa İK yetkilisi arkadaşlarımızın seçim görevinde ne kadar hassas ve doğru kararlar verdiğini gerçekçi bakarak anlayabilir ve kişisel gelişiminiz üzerine yoğunlaşırsınız.

Görüşmenizde doğal olup, başvurduğunuz pozisyona kendinizi oturtun ilk önce ve sağlayabileceğiniz katma değeri kendinizden emin, bir o kadar da mütevazı bir şekilde aktarın. İK yetkilisi sizi anlayacaktı, emi olabilirsiniz. Bunu başarabilmenin en kolay yolu da görüşmeye gideceğiniz firma hakkında toplayabildiğiniz kadar bilgi toplayıp bunu en az cümle ile lehinize çevirebilmektir. Bunu nasıl mı yapacaksınız? İşte bunu yapabilenler seçiliyor zaten.

BAŞARILAR.
——————————————————————————–
Mülakat ciddi bir iş!

Mülakat ile ilgili sayısız makalelerin yazıldığı, oldukça donanımlı araçların (kişilik testleri – vaka çalışmaları v.s) kullanıldığı İ.K yöneticilerinin önde gelen fonksiyonlarını oluşturan işe alım mülakatlarını, mülakata katılanlar ne kadar ciddiye alıyor?

Ben konuyla ilgili biraz serzenişte bulunmak istiyorum.

2003 yılından beri işe alım mülakatları yapmaktayım. Bir İK’cı neler bekler maddelemek istiyorum.

-Tüm İK içerikli yazılarda hep aktarır ve anlatırız: İş görüşmesine şirketi araştırmadan gitmeyin! Ama belki 1.000’i aşkın iş görüşmesi yapmışımdır, adayların sadece yüzde 10’u şirketle ilgili bilgi toplayıp geliyor.

-Dış görünümünüze özen gösterin! Blue Jeans ile gelenlerin sayısı klasik giyinerek gelenlerin sayısıyla kıyaslanamayacak kadar fazla!..

-Samimi olun! Biz sizi gerçek kimlikleriniz ile tanımlamak ve algılamakla yükümlüyüz. Siz kendinizi ne kadar gizlemeye farklı imaj vermeye çabalarsanız çabalayın biz sizi tanıyoruz. Samimi olun çünkü belkide aradığımız sizin gerçek kendinizdir. Sizin saklamaya çalıştığınız karakteri arıyoruzdur belki ama siz farkında dahi değilsinizdir.

-Yeni mezunlar DİKKAT!! Sizde etrafta yazılan her makaleyi dikkate almayın. Yazarını, kaynağını iyi irdeleyin ve yorumlayın. Ayak ayak üstüne atmamak için rahatsız görünüm sergilemeyin. Susadığınız belki bir yudum su içseniz kendinize gelip çok daha rahat geçireceğiniz bir mülakatı “mülakatlarda bir şey içmeyin” sözlerini dikkate alarak kabusa çevirmeyin. Makul olun, hemen yöneticilik pozisyonlarının sizi beklediğini düşünmeyin.

Aslında aktarılması gereken çok şey var. Kalıplaşmış ama Türk kültür yapısından çok uzakta kalan, Avrupa kaynaklı makalelerden uyarlanan ama bize yakın olmayan İK çalışmaları neticesinde yaşadığımız karmaşık yapı ortaya çıkıyor. Lüks gibi algılanan ancak üst segmendeki şirketleri kapsayacağı düşünülen İK ne yazık ki amaca yönelik uygulanamaz hale geliyor.

Özetle İK’cılar, çalışanlar ve çalışmaya adaylar öz yapınızdan ve sizin aklınıza çok da yatmayan şeylerden sözde bilgi çatısı altında içinize almayın.

Herkese mutlu gelecek planları dileğiyle…
——————————————————————————–
Torpilliler ya da torpilli olduğunu zannedenler

Aslında mühendis kökenliyim, üstelik işletme, sosyoloji, vs. üzerine de yüksek lisans da yapmadım, ancak çalıştığım yerde üniversite mezunu olmasa bile, oldukça fazla bir miktarda meslek lisesi mezunu ve yine epey bir miktarda meslek yüksek okulu mezunu insanla iş görüşmesi yaptım.

Doğal olarak iyi ya da kötü bir “işveren” konumundaysanız; şu bizim amcaoğlunu da kayırsanız, işte şu bizim köyden bilmem neyin bilmem nesidir, diye gelenler, ya da şirkette taşeron olarak veya şirkette çalışan kişilerin çocukları için “birşeyler” yapmanız beklenir. Tabii, insan doğal olarak kendi evladı için ya da tanıdığı için bir şeyler yapmak istiyor. Ama burada bazıları vardı ki, iş görüşmesine getirdikleriyle yapılan görüşme sırasında o tanıdığının yanında kalarak belki biraz baskı yapmak ve onu pohpohlamak istiyordu. Açıkçası hem şirket prensipleri hem de kendi prensiplerime ters düşmemek adına böyle “torpilliler” hep “-“ ile başladılar ve meslek yüksek okul mezunları arasından böyle gelenlerden kimseyi işe almadım. Meslek lisesi mezunları zaten yönetimde yer almayacakları için ve yeterince zor olan şartları kabul edenler az olduğu için birilerinin tanıdığı olması çok ta önemli değildi açıkçası.

kaynak : yenibiris.com

Etiket: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Yorum yazın

You must be logged in to post a comment.