Bir önceki yazıda daha önce neler yaptık, şimdi nerede ve ne durumdayız, diye kendimizi değerlendirmiştik. Bu analiz sonucunda ise işinden mutsuz veya tatmin olmayanlar için koçluk çalışmamıza öncelikle kendimizi tanımakla başlayalım. Bunun için en basit yol önce kim olduğumuzu unutmak, sonrasında ise gerçekte kim olduğumuzu hatırlamak ve en sonunda dünyadaki yerimizi bulmaktır.
Kim olduğunu unutmak
Yaşam yolculuğunda geçirdiğimiz zaman ve yolcu olan “bizler” eskidikçe, üstümüzdeki bize ait olmayanlar ağırlık yapar ve onlardan doğamız gereği kurtulmaya çalışırız. Bize ait olmayanlardan bir anda kurtulmaya bakarız. Bir çırpıda olacak ve hemen yarın gerçekleşecek bir durum değildir ne yazık ki. Zaman ister. Bu süreçte bizim olmayanlara karşı kazandığımız alışkanlık en büyük “sabotajcı”mız olur. Ancak değişmeyi istersek, bu sabotajcıya karşı dirençli ve kararlı olabilir ve o gerçek olmayan “ben”i unutabiliriz.
Hep başkası olmak için çaba harcıyoruz. Başkası olmaya çalıştıkça bedenimiz ruhumuz ve kişiliğimiz bölünüp parçalara ayrılıyor. Dağınık noktalar oluşturuyoruz yaşamımızda ve o noktalar hiçbir zaman ileriye doğru birleşmiyor. En sonunda tükenmiş, dağılmış, kararsız ve mutsuz insanlar oluyoruz. Belki de gelişimin doğası bu. Gelişimimizi tamamlamak için önce başkaları olmak ve bunun getirdiği ağır rahatsızlığı yaşamak gerekiyor.
Keşke aile ve okullardaki eğitimimizin, yaşadığımız toplumun yapısı daha özgür ve doğal (nevi şahsına münhasır) yaşamayı destekleyen özelliklerde olsaydı. O zaman daha az “başkaları” olarak büyür ve kendimizden daha az sapardık. Başkası olmayı tamamen ortadan kaldırmak mümkün. İnsanın özü zaten kendindedir ve kendimiz olmak için çaba harcamaya gerek yok. Tek yapmamız gereken başkaları olmayı bırakıp “gerçek ben”in ortaya çıkmasına izin vermek.
Şimdi değişim ve dönüşüm zamanı! Kim olduğunuzu unutun lütfen, çünkü o gerçek “siz” değildiniz. Unutun ve izin verin ona, çıksın ve gelsin. Başarı, mutluluk ancak siz “siz” olduğunuzda gelir. Kendiniz olduğunuzda tüm yaşamınız olumlu yönde değişir.
Kim olduğunu hatırlamak
Aslında işin en iç sızlatan tarafı, çoğumuzun kendini tanımanın bir gereklilik olduğunu hiç düşünmemiş olması veya kendini tanırsa neler kazanacağının hesabını hiç yapmamış olması. Kendini tanıma soyut bir kavram olduğu için genelde buradan somut edinimler kazanacağını birçok kişi öngöremez. Yaşamın rutin döngüsü içindeki olaylar genelde bize kim olduğumuzu hatırlatmaya yetmez. Etrafınızda kendini gerçeklemiş insanlar vardır mutlaka. Bu noktaya nasıl geldiklerine bir bakın lütfen. Ölümcül bir hastalıkla tanışma, ciddi bir trafik kazası, duygusal veya çevresel bir felaket, uzun süre yaşanan maddi sıkıntılar, işsizlik, aşırı çalışarak tükenmek ve bunlara benzer olarak insanların yaşamında iz bırakan, onları derinden etkileyen, travmatik olaylardan sonra insanlar kendini tanıma, bulma ve kim olduğunu hatırlama sürecinden geçerler. Bazı insanların başına hiçbir sarsıcı olay gelmez. Ve onlar eğer kendilerini sorgulamıyorlarsa, kendileriyle tanışma şansına bile erişemezler.
Kim olduğumuzu hatırlarken bazı araçlar kullanacağız. Amacımız güçlü yönlerimizi bulmak ortaya çıkarmak ve onları kullanacağımız işler yapmak. Zayıf yönlerimizi de bileceğiz ki, gideceğimiz yollarda bize engel olmaktan çıkaralım onları.
Kullanacağımız araçlar ve yöntemler; ailemizi ve kendimizi sorgulamak, kişilik testleri, yetenek testleri ve SWOT analizinden oluşuyor.
Sırasıyla incelemeye başlayalım…
1- Ailemizi ve kendimizi sorgulayarak kayıp yeteneklerimizi bulmak
Kariyerimizi, geleceğimizi kendimiz yönetmek istiyorsak, yaşamımızda çocukluk günlerimize dönmemiz, ailemizi ve çocukluğumuzu bilen, yakın çevremizi kaybettiğimiz hazinelerimizi bulmamıza yardım etmeleri için onları sorularımızla biraz bunaltmamız gerekecek.
İlk başlarda biraz moraliniz bozulabilir. Sizi dünyada her şeyden çok seven anne ve babanız şaşıracak ve sizi tatmin edecek şeyler söyleyemeyeceklerdir. Sürecin bu bölümünde moral bozmadan onlara neyi aradığımızı net olarak anlatırsak, bakış açılarını genişletip bize lazım olanları hafızalarının tozlu raflarından çıkarabiliriz.
Kayıp yetenekleri bulmanın en iyi ve en basit yolu, yakın çevremizdeki en az beş kişiye “Benim en iyi yaptığım şey nedir?” sorusunu yöneltmektir. Mutlaka bir fikir vererek kayıp hazinelerinizin yerini hatırlamanız için size ipuçları verecektir. Her kişiden aldığınız ipuçlarını bir not defterine yazın ve işinizi yaparken, arkadaşlarınızla eğlenceli zaman geçirirken, kitap okurken, seyahat ederken, sıra beklerken mutlaka kendinize bu soruyu sorun. Hiç ummadığınız bir anda çok basit bir şeye odaklanırsınız ve bütün ipuçları aslında zaten onu gösteriyordur ve neyi gerçekten iyi yaptığınız ortaya çıkar. İşte bundan sonrası çorap söküğü gelecektir.
2- Kişilik Envanter Testleri
Herminia Ibarra, kariyerinize yön veren stratejileri ele aldığı “Working Identity” (İş Kimliği) isimli kitabında “Eğer hayatımızın başında tam olarak kim olduğumuzu bilebilseydik, kendimize uygun bir kariyer seçmek pek kolay olurdu” diyor ve ekliyor: “Ama biliyoruz ki, sürekli gelişiyor ve değişiyoruz; daha iyi bir çalışma hayatına giden yolunsa “kendimizi tanımaktan” geçtiğini görüyor ve kendimizi tanımanın yolun başındaki ışık değil, yolculuğun sonundaki ödül olduğunu anlıyoruz.”
Bu ödüle ulaşmak isteyenlere kendilerini daha iyi tanımak ve anlamak için, kişilik envanter testlerinden yararlanmalarını tavsiye ederim. Bu konuda en yaygın olanlardan bir tanesi Myers-Briggs testidir. Ancak bu testte 16 farklı kişilik değerlendirmesi bulunuyor. Biraz uzun bir test olsa da zamanınıza değer diye düşünüyorum. Türkiye’nin çeşitli yerlerinde bu testleri alabileceğiniz kurumlar mevcut.
Bunun yanısıra, Kai Inventory adı verilen ve çok etkin olduğuna inandığım bu kişilik envanterinin 16 yerine 2 farklı kişilik değerlendirmesi içerisinde 3 alt boyutta hareket ediyor olmasının çok kolay anlaşılmasını sağladığını düşünüyorum. Bu testi kendi başınıza yapmanız ya da ücretsiz olarak temin etmeniz maalesef mümkün değil. Ayrıca mutlaka bu konuda uzman bir danışmanın eşliğinde yapılması gerekiyor. Belki bir grup arkadaş ya da şirket olarak bir araya gelip böyle bir çalışma yapmayı düşünebilirsiniz.
3- Kişisel S.W.O.T Analizi Yapmak
Koçluk çalışmalarında çok önemli olan ve özel formlarla uygulanılan detaylı bir analiz olan SWOT’un açılımı kısaca aşağıdaki gibidir. Strenghts (Güçlü), Weaknesses (Zayıf), Opportunities (Fırsatlar), Threats (Tehditler) S ve W daha çok kişinin “kendini bilmesi” gibi bir bilgi sağlarken, O ve T daha çok dışşal etkilerin ve kişinin “ne yapabileceğinin” bir analizidir. İkinci kısım şu anı değil gelecekteki olası gelişmelere yönelik bir durum değerlendirmesini içerir, bu açıdan biraz daha tahmine ve öznel verilere dayanır. Bu anlamda SWOT Analizi, 4 kapsamı içeren 2 yönlü (hem iç hem dış) bir analiz tekniğidir. Sizlere su an ve gelecek için geniş bir perspektif kazandırır.
Kim olduğunu bilerek yaşamak neye benzer?
“Hayata ilişerek de yaşanır yerleşerek de” der değerli hocamız Prof. Dr. Üstün Dökmen. Hayata yerleşerek yaşamıyorsanız, yaptığınız hiçbir şey gerçek değildir; ne işiniz, ne eşiniz, ne arkadaşlıklarınız ve her ne yapıyorsanız…
Çünkü yaşamda elde edilen her şey bir yerlerde yaptığımız seçimlerin sonuçlarıdır. Kendini tanımayan biri için karar vermek zordur ve seçimleri kendini ifade etmediğinden ileride pişman olacağı kararlar verebilir. Bunu hepimiz yaşamışızdır zaman zaman. Önce çok beğenerek aldığımız ikinci defadan sonra bir daha giymediğimiz kazaktan, isteyerek yazıp yerleşince pişman olduğumuz üniversitede ki bölümümüze, bir hevesle bütün MBA veya yüksek lisans programlarını araştırıp zorluklarla bitirdikten sonra sertifika veya diplomamızın yerini unuttuğumuz bir dosyadan ibaret olmasından tutun da, yanlış iş seçimlerimize kadar hepimiz yaşamımızın bir yerlerinde bize ait olmayan ve sonuçta bizi mutlu etmeyen seçimler yaparız. Biz kim olduğumuzu ne kadar iyi tanımlarsak, hayata o kadar yerleşiriz. Tıpkı yörüngede olan bir gezegen gibi yerimiz bellidir. Aksi takdirde güneş sisteminden çıkarak uzayın karanlığında hiç bilmediğimiz yerlere gider ve yok oluruz.
“Gerçek ben” ile yaşamak kuşlar kadar hafif olmak, yörüngede olmak demek, bu dünyadaki yerimizin neresi olduğunu bilmektir. Gerçek hayattaki birçok sıkıntı, sorun, zorluk, her ne varsa onlarla başa çıkabilmek demek, yol haritamızın kendiliğinden ortaya çıkması demek, geleceğimizi kendi yeteneklerimizin üzerinde yapılandırmak demektir.
Yaşamın büyük parçalarından biri olan iş yaşamında mutlu olmak tüm hayatımızın mutluluk düzeyini önemli ölçüde yükseltecektir.
Yazar Hakkında :
Deniz Ağgül Güler, iş ve kariyer değişimi alanında uzman Career Coach Institute’ den sertifikalı Kariyer Koçu olarak mesleğe devam ediyor. 2005 yılından beri danışanlarına hem bireysel hem de kurumsal olarak koçluk ve danışmanlık hizmeti sunuyor. Executive e-MBA yapan ve gıda mühendisliği mezunu olan Güler, 2002 yılından beri Türkiye’nin en büyük, dünyanın 3. büyük insan kaynakları e-topluluğu olan RecruitmenTurkey’in eş moderatörlüğünü yürütüyor.
kaynak : yenibiris.com
Etiket: iş ararken kendini tanımak, iş görüşmesi öz güven, iş ilanları, iş siteleri, kariyer yaparken kendini tanıma, kendine güvenmek, swot analazi
Yorum yazın
You must be logged in to post a comment.