Her üniversitede olan bir gruptur genç girişimciler. Zamanın ruhu bu yönde ve gençler de bu ruha kendini kaptırmış gözüküyor. İstanbul Ticaret Üniversite’nin yaptığı araştırma gençlerdeki girişimciliği gözler önüne seriyor. Araştırmanın saşırtıcı sonucu ise, kadınların erkeklere göre daha girişimci olması.
İstanbul Ticaret Üniversitesi’nin gerçekleştirdiği araştırma, kadınların erkeklerden daha girişimci bir ruha sahip olduğunu ortaya koydu.
Ekonomik kriz nedeniyle işgücü piyasasındaki daralma ve tatmin etmeyen ücretler, girişimciliği körükledi. Belki de krizin tek olumlu tarafının toplumdaki girişimcilik ruhunu ortaya çıkarması olduğu saptaması bile yapılabilir. Bu eğilimin etkilerini, geleceğin yöneticileri, işadamları, sanayicileri olan üniversite gençliğinde de görmek mümkün. Gençler giderek artan bir oranda kendi işlerini yapma konusuna kafa yormaya, içlerindeki girişimci tarafın sesini dinlemeye başladı.
İstanbul Ticaret Üniversitesi Ticari Bilimler Fakültesi öğretim üyeleri Yrd. Doç. Dr. Nur Ersun ve Yrd. Doç. Dr. Kahraman Arslan, yeni nesil üniversite öğrencilerinin girişimcilik eğilimlerinin ne düzeyde olduğunu ortaya koymak amacıyla bir araştırma gerçekleştirdi. Bu araştırmaya göre aile yapısı, cinsiyet, kaçancı çocuk oldukları, kardeş sayısı, aile reisinin mesleği, eğitim ve gelir seviyesi gibi çeşitli unsurların öğrencilerin girişimcilik eğilimlerinin oluşmasında ne derecede etkin olduğunu açıklığa kavuşturmak amacıyla yürütülen çalışma gençlerin, mezun olduktan sonraki iş hayatları ile ilgili ilginç sonuçlar ortaya koyuyor.
Kızlar daha girişimci
Yeni nesil gençlerin ‘yüksek kazanç elde etme’ ve ‘bağımsız çalışma’ isteği, araştırma sonuçlarına da yansıyor. Buna göre öğrencilerin yüzde 36,5’lik bölümü, kendi işini kurma kapasitesinde olduğuna ve okuduğu bölümün bunu sağlayacağına inanıyor. Yrd. Doç. Dr. Nur Ersun ve Kahraman Arslan bu sonucu, öğrencilerin “iş bekleyen” değil, “iş yaratan” konumunda olmayı arzuladıklarının bir göstergesi olarak değerlendiriyor.
Araştırmada ayrıca öğrencilerin yarıdan çoğunun, mezun olduktan sonra kamuda değil, daha yüksek kazanç elde edebileceklerini düşündükleri özel sektörde çalışmak istediğini de ortaya koyuyor. Araştırmanın en ilginç sonuçlarından biri, tahmin edilenin aksine kız öğrencilerin daha yüksek oranda girişimcilik eğilimlerinin olması. Girişimcilik kavramının temelinde ataklık, cesaret, tuttuğunu koparmak, risk alma gibi yüklemlerle oluşturulan “erkeksi bir imaj” yattığını dolayısıyla cinsiyet unsurunun girişimcilik eğilimi üzerinde etkili olmasının beklendiğini söyleyen Nur Ersun, araştırma sonuçlarının bu beklentileri doğrulamadığını, kız öğrencilerde girişimcilik eğiliminin daha yüksek oranda olmasını şöyle yorumluyor: “ Bu sonuç, kadınların girişimcilik eğilimleri konusunda geçmişe değil, geleceğe bakmanın daha doğru olacağını göstermesi bakımından da ilginç. Çünkü kadınların hoşgörü, uzlaşma, şefkat, sabır ve paylaşma gibi özellikleri, kadın girişimcilerin daha başarılı olmalarını sağlayacak unsurlar olarak görülüyor.”
Ailenin Etkisi Önemli
Öğrencilerin girişimcilik eğilimlerini etkileyen unsurlar arasında ailenin gelir ve eğitim seviyesi önemli etkenler olarak karşımıza çıkıyor. Gelir seviyesi yüksek öğrenciler, girişimciliğe daha yatkın. Ayrıca anne – babaları ilkokul mezunu olan öğrencilerde kendi işini kurma ve başarma arzusu daha yüksek. Öğrencilerin baba mesleğini sürdürme yani mesleğin -bir bakıma- babadan miras olarak devralınmasının, yakın zamana kadar çok tercih edilmeyen bir durum olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Kahraman Arslan, bu araştırmada babaları özel sektörde çalışan öğrencilerde girişimcilik eğiliminin daha yüksek olduğunu gözlemlediklerini aktarıyor. Kendi işini yapan babaların çocukları ise bu işi devralmayı, bir tür işsizlik sigortası olarak görüyor.



